andırmak

(-i, -e)
1. anmak 的使动态: Manzara tam bir ana baba gününü andırıyordu. 此情此景, 活生生一副世界末日的景象。Biraz ötede, huş ağaçlarının beyaz gövdeleri kefene bürünmüş bir hayalet dizisini andırıyordu. 不远处, 桦树的白色树干活象一排裹着尸布的幽灵。
2. 象, 类似: Bu kız anasını andırıyor. 这女孩象她妈妈。Bu çocuğun yürüyüşü babasını andırıyor. 这孩子走路象他爸爸。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • andırmak — i Benzer yanları bulunmak, çağrıştırmak Avrupa nın ikinci, üçüncü derecedeki otellerini andıran birkaç otel de taştandır. S. Birsel …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • andırmak — benzemek …   Beypazari ağzindan sözcükler

  • çağrıştırmak — i 1) Bir çağrışıma yol açmak 2) Akla getirmek, hatırlatmak, andırmak Muradiye deki evlerinin avlusunu çağrıştıran telli kavakların puslu yeşili... E. E. Talu 3) Benzemek, andırmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • andırma — is. Andırmak işi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bakmak — e, ar 1) Bakışı bir şey üzerine çevirmek Zamanla nasıl değişiyor insan / Hangi resmime baksam ben değilim. C. S. Tarancı 2) Aramak 3) Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak Limana bakan penceresinden deniz görünürdü. O. V. Kanık 4) Bir şeyin… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • benzemek — e 1) İki kişi veya nesne arasında birbirini andıracak kadar ortak nitelikler bulunmak, andırmak Ona göre işlemeyen, kurulmuş, bozulmuş bir saat hastalanmış bir insana benzerdi. A. H. Tanpınar 2) Sanısını uyandırmak, gibi görünmek Bu zavallı çokça …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çalmak — i, e, ar 1) Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı. F. R. Atay 2) Vurarak veya sürterek ses çıkartmak Bir yandan… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kaçmak — e, ar 1) Hızla koşup bir yere saklanmak Bir tehlike sezdiğin anda hemen eve kaçarsın. H. R. Gürpınar 2) nsz Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak, firar etmek Silahını hatta başındaki şapkasını bırakıp kaçıyor. R. E. Ünaydın 3) den… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • okşamak — i 1) Sevgi, şefkat belirtisi olarak elini bir şeyin üzerinde yavaş yavaş gezdirmek veya ona hafifçe vurmak Oğlan kızın yanına geldi, saçlarını okşuyor. H. Taner 2) nsz, mec. Hafifçe dövmek Bir gün hani bir huysuzluk ettiği zaman, al eline, biraz… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yaklaşmak — e 1) Arada az bir aralık kalacak biçimde ilerlemek, aradaki uzaklığı azaltmak veya büsbütün ortadan kaldırmak için ileri gitmek Saat sekiz buçuğa yaklaşıyordu. S. F. Abasıyanık 2) Benzemek, andırmak, uygun olmak 3) Bir konuyu, bir sorunu ele… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • İZKÂR — Hatıra getirmek, andırmak, hatırlatmak …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.